İTAAT NEDİR?

İtaat, pek çok Kuran ayetinde emredilen son derece önemli bir ibadettir. Ayetlerde bildirildiğine göre bu ibadet, hem Allah'tan gelecek rahmet ve merhametin, hem cennetin, hem de inkarcılara karşı kazanılacak başarının anahtarıdır.

Allah'a iman etmiş bir insanın güzel ahlakını ortaya koyan, kendisine has çok özel tavır ve davranışları olur. Bu ahlakın örneklerini Yüce Allah Kuran-ı Kerim'de bizlere detaylı olarak bildirmiştir. Yüce Allah’a gönülden iman eden Müslümanları diğer insanlardan ayıran en önemli fark da, her ortam ve şartta Rabbimiz’in Kuran’da bildirdiği bu güzel ahlaka en küçük bir taviz dahi vermeden uymalarıdır. Kuşkusuz bunun sonucunda ortaya üstün bir ahlak modeli çıkmaktadır. Çünkü insan güzel ve değerli olan tüm vasıflara ancak Allah’ın bildirdiği din ahlakına uyduğunda sahip olabilir. Sonsuz kudret sahibi Yüce Allah, Kuran’da doğruluğu, adaleti, sabrı, fedakarlığı, vefayı, sadakati, kararlılığı, itaati, alçakgönüllülüğü, hoşgörüyü, şefkati, merhameti, öfkeyi yenmeyi ve daha birçok üstün ahlak özelliğini emretmektedir. Bunlar, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmaya çalışan müminleri diğer insanlardan üstün kılan önemli ahlak özellikleridir. Bu üstün ahlak özelliklerinin müminler için diğer bir önemi ise her türlü eksiklikten münezzeh olan Allah’ın sevgisine kavuşmalarına vesile olacak olmalarıdır. Bu nedenle dünya hayatında da ahiret hayatında da Rabbimiz’in rahmetini ve sevgisini umut eden müminlere düşen; Allah’ın bildirdiği bu ahlak özelliklerine içtenlikle uymak için gayret göstermektir.

“İman edenler ve salih amellerde bulunanlar ise, Rahman (olan Allah), onlar için bir sevgi kılacaktır.” (Meryem Suresi, 96)

Unutulmamalıdır ki Allah'a itaate dayanan ve insana O'nun rızasını, rahmetini ve cennetini kazandıracak olan iman yolu terk edildiğinde, bencil tutkuları (hevayı) ilah edinmeye dayanan ve dünyada horluk ve aşağılık, ahirette ise cehennemle sonuçlanabilecek isyan yolu seçilmiş olunur.

"İŞİTTİK VE İTAAT ETTİK" DİYEBİLMEK

Bir insan dini öğrenip kabullenmeden önce, tüm hayatını, Allah'ın kitabındaki kıstaslar dışındaki birtakım kurallara ve toplumun ölçülerine göre düzenler. Cahiliye toplumlarında pek çok gelenek, adet oluşmuştur ve bu toplumun üyeleri diğer insanlarla olan ilişkilerini bu ölçülere dayandırırlar.

Kur’an-ı Kerim’de müminlerin önce Allah ve Resulü’ne iman ettikleri, daha sonra da Allah’ın yolunda mücadele ettikleri haber verilir. Bu konuyla ilgili ayet şu şekildedir:

Mü'min olanlar, ancak o kimselerdir ki, onlar, Allah'a ve Resûlü'ne iman ettiler, sonra hiç bir kuşkuya kapılmadan Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad ettiler. İşte onlar, sadık (doğru) olanların ta kendileridir. (Hucurât Suresi, 15)

Kişi “işittim ve iman ettim” diyerek, Allah yolunda canıyla ve malıyla mücadele edeceğine, Allah’ın Kuran’da bildirdiği emir ve yasaklarına kalbinde hiç bir kuşku duymaksızın tam bir teslimiyetle iman ve itaat edeceğine söz vermiş olur. Konuyla ilgili ayet şöyledir:

Allah'ın üzerinizdeki nimetini ve: "İşittik ve itaat ettik" dediğinizde sizi, kendisiyle bağladığı sözünü (misakını) anın. Allah'tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, sinelerin özünde olanı bilendir. (Mâide Suresi, 7)

Allah'a verilen söz ise, ağır bir sorumluluktur. (Ahzab Suresi, 15) ayeti gereğince de verdiği bu söze son derece titizlikle uyar. Artık samimi bir şekilde Allah’a yönelen kişi, O’nun yolunda mücadele etmeye başlar. Bu durumda ayetlere göre kişinin aynı zamanda itaat etmesi de gerekmektedir. Kuran’da kimlere itaat edileceği müminlere bildirilmiştir. İtaat etmesi gerekenler ise Allah ve O’nun Elçisidir.

Ey iman edenler, Allah'a itaat edin; elçiye itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de. Eğer bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, artık onu Allah'a ve elçisine döndürün. Şayet Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız. Bu, hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir. (Nisa Suresi, 59)

Kimlere itaat edileceği konusu bir sonraki bölümde detaylı olarak açıklanacaktır.

Samimi bir mümin için Allah'tan ve O'nun Kitabından başka doğru bir yol gösterici yoktur. Bunu kavrayan bir insan, cahiliye dönemini geride bırakmalı, orada kazandığı davranış kalıplarını tamamen atarak, sadece Kuran'da bildirilen yolu ve Peygamberimiz (sav)'in sünnetini izlemelidir. Ve kuşkusuz diğer insanlarla olan ilişkilerinde de Kuran'da haber verilen yöntemi uygulamakla sorumludur.

Bir insan eğer dini yaşamaya çalışmak ve doğruyu bulmayı hedefliyorsa, Kuran'ın "hidayet verici" vasfı ile kısa sürede doğruyu görecektir. Bu durumda yapması gereken tek şey, doğru olduğunu gördüğü şeyi kabul etmek ve ona itaat etmektir. Kuran'da müminlerin bu konudaki samimiyeti şöyle açıklanır:

Aralarında hükmetmesi için, Allah'a ve elçisine çağrıldıkları zaman mü'min olanların sözü: "İşittik ve itaat ettik" demeleridir. İşte felaha kavuşanlar bunlardır. Kim Allah'a ve Resûlü'ne itaat ederse ve Allah'tan korkup O'ndan sakınırsa, işte 'kurtuluşa ve mutluluğa erenler bunlardır. (Nur Suresi, 51-52)
Ancak eğer bir kimse Kuran'ın tüm açıklamalarını öğrendikten ve bunların doğru olduğunu da vicdanen kabul ettikten sonra hala Allah'ın hükümlerine uymakta direnir ve itaat etmezse, bu o kişinin samimiyetsizliğinin bir delilidir. Çünkü doğru olduğunu bildiği bir sistemi reddetmekte ve yanlış olduğunu öğrendiği bir sistemde yaşamakta ısrar etmektedir. Bu tür bir insanın kuşkusuz şahsiyetinden, samimiyetinden, iradesinden söz edilemez. Eğer bu tavrında ısrar ederse, kısa sürede tam bir inkarcı durumuna gelebilir. Ve inkarcılar, Kuran'ın bildirdiğine göre, akletme yeteneğini yitirmiş, körleşmiş ve sağırlaşmışlardır:

Şimdi sen, kendi hevasını (bencil tutkularını) ilah edinen ve Allah'ın bir ilim üzere kendisini saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği ve gözü üstüne bir perde çektiği kimseyi gördün mü? Artık Allah'tan sonra ona kim hidayet verecektir? Siz yine de öğüt alıp-düşünmüyor musunuz? (Casiye Suresi, 23)
Böyle bir gidişin sonu ise içinde ebedi kalmak üzere cehennemdir... Öyleyse akıl sahibi insana düşen, ayette bildirildiği gibi "işittik ve itaat ettik" demektir. Birçok hayra vesile olan itaatin önemli bir mümin özelliği olduğu bir ayette şöyle bildirilmiştir:

“Elçi, kendisine Rabbinden indirilene iman etti, mü'minler de. Tümü, Allah'a, meleklerine, Kitaplarına ve elçilerine inandı. "O'nun elçileri arasında hiçbirini ayırdetmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz bağışlamanı (dileriz). Varış ancak Sanadır" dediler.” (Bakara Suresi, 285)

ASLINDA HERKES İTAAT EDER

De ki: "Allah'a itaat edin, Resûl'e itaat edin. Eğer yine yüz çevirirseniz, artık onun (peygamberin) sorumluluğu kendisine yüklenen, sizin sorumluluğunuz da size yüklenendir. Eğer ona itaat ederseniz, hidayet bulmuş olursunuz. Elçiye düşen, apaçık bir tebliğden başkası değildir." (Nur Suresi, 54)

Allah'ın yukarıdaki ayette de bildirdiği gibi, elçiye itaat edenler hidayet bulacaklardır. Tarih boyunca tüm insanlar Allah'ın elçilerine uyup uymamaları ile denenmişlerdir. Allah elçilerini hep insanların arasından seçmiştir. Bazı sığ görüşlü ve akılsız kimseler ise kendi aralarından çıkan veya malca diğerlerine göre fazla zengin olmayan bir insana itaat etmeyi kavrayamamışlardır. Oysa, Allah elçilerini seçmiş, Kendi Katından her yönüyle güçlendirmiş, onlara ilim ve kuvvet vermiştir. Bu insanların kavrayamadıkları önemli gerçek ise, seçimin Allah'a ait olduğudur. Samimi bir mümin, Allah'ın seçtiği insana gönülden itaat eder, ona gönülden bağlanır ve saygı duyar. Elçinin sözüne her uyduğunda ise, aslında Allah'a uyarak itaat ettiğini bilir. Allah'a ve dine teslim olanlar, Allah'ın elçisine de teslim olur itaat ederler.

İnsanlar genelde itaat kavramını tanır ve bilir. Ve her insan aslında birine ya da bir şeye itaat eder. Örneğin, eğer bir insan elçinin söylediklerine karşı içinde bir kuşku duyuyorsa, kendi aklını daha çok beğenip, kendi fikrinin daha doğru ve iyi olduğunu zannediyorsa, kendi aklına itaat ediyordur. İstek ve tutkularının esiri olarak yaşıyorsa, nefsine itaat ediyor demektir. Yine bir insanın, Allah’ın dışında rızasını gözettiği başka bir varlık varsa, o varlığa itaat ediyor olması söz konusudur.

Kısacası, insan ya Allah’a itaat etmektedir ya da şeytana itaat etmektedir. Kişinin yaptığı her harekette itaat vardır. Bu ya Allah’adır ya da şeytanadır.İnsan vicdanına uyarak davranıyorsa Allah’a, nefsinin istek ve tutkularını gözeterek davranıyorsa şeytana itaat ediyor demektir.
Allah sadece Kendisi'ne teslim olanlardan için ise ayette şöyle söz eder:

Hayır, kim (güzel davranış ve) iyilikte bulunarak kendisini Allah'a teslim ederse, artık onun Rabbi Katında ecri vardır. Onlar için korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır. (Bakara Suresi, 112)

 

C:\Users\kişi\Desktop\56769e2b3kmecs1.gif